Kurumsal Üye Girişi
Kullanıcı Kodu
Kullanıcı adı
Şifre
 
Yeni üye kayıt
 
 Haber - Duyuru
..............EN YENİLER..............
MİKRO İKTİSAT
Hüseyin ŞAHİN
5. Baskı
MATEMATİKSEL İSTATİSTİK
Mustafa AYTAÇ
4. Baskı
BLUCİNLİLER
Dato TURAŞVİLİ
MİKRO EKONOMİ
İlker PARASIZ
10. Baskı
Toplam Kalite Yönetimi Bakış Açısıyla
İSTATİSTİKSEL KALİTE KONTROL
Erkan IŞIĞIÇOK
2. Baskı
SOSYO-KÜLTÜREL FARKLILIK
VE ALAŞIM MEKANLARI
Kent ve Kentler
Editörler
Neslihan SAM-Rıza SAM
SÖYLEŞİLERLE Makro ve Mikro İKTİSAT
İlker PARASIZ
Uluslararası Çevre Anlaşmalarına Uyum Sorunu
Yasemin KAYA
İnsan Olmak Öğretmen Olmak
Recep NAS

Online : 3  
Toplam Ziyaret : 2583268

 YENİ ÇIKANLAR... İNSAN OLMAK ÖĞRETMEN OLMAK

İnsan Olmak Öğretmen Olmak - 1. Baskı - Recep NAS

Dile kolay, eğitimle, eğitimin içinde geçen kırk dört yıl… Sevilerek yapılan bir meslekten öte bir şey bu, bir yaşam biçimi.

Kırk dört yılın yaşanmışlıklarından, deneyimlerinden, okumalarından damıtılmış, yürek-kafa, kuram-uygulama birlikteliğinin kaynaşıklığı içinde bilinç akışıyla yazılmış bir kitap bu.

Bu bir anı kitabı değil, ama eğitimle girişik anılara değinilmiş, bu anılardan yola çıkılıp da eğitimin ince damarlarında gezinerek, çözüm bulunmayınca üst üste yığılmış sorunlar yumağında görülmez kılınan, görülse de göz ardı edilip el verilmeyen can alıcı olgular su yüzüne çıkarılmış, farklı bakış açısıyla irdelenmiştir.

Bu kitapta doğunun köylerinde çalışmış, kendilerini ‘iyi öğretmen’in gizini çözmeye adamış öğretmenlerin mektupları da var. Elle yazılmış, insan kokan mektuplar bunlar, bir dönemin eğitim tarihi ve birer belge gibi…

Doğunun uzun, bol yıldızlı geceleri olan köylerinde, köy okullarında olan biteni olduğu gibi, dosdoğru, içtenlikle anlatıp bize ulaştırıyor bu mektuplar. Sözcükler, mektuplarda kimi kez dingin su gibi usul usul  akıyor, kimi kez de  tümce tümce, bölümce bölümce çağıldayıp köpük köpük çığlığa dönüşüyor.

"Arka Kapak'tan"

 YENİ ÇIKANLAR... ULUSLARARASI ÇEVRE ANLAŞMALARINA UYUM SORUNU

Uluslararası Çevre Anlaşmalarına Uyum Sorunu - 1. Baskı - Dr. Yasemin KAYA

Bilindiği üzere çevre sorunları artık yerel düzeyde algılanan basit bir kirlenme sorunu olmaktan çıkmış, küresel çapta etkilere sahip olan, ekolojik dengeleri bozan ve yeryüzünde yaşama dair tüm koşulları etkileyen bir sorun haline gelmiştir. Sorunun boyutu ve etkilerinde meydana gelen bu değişim, sorunun çözümüne yönelik uğraşıları arttırmış ve bu uğraşıların yerel düzeyden, bölgesel ve küresel düzeye taşınmasına sebep olmuştur. Çevre sorunlarının çözümüne yönelik bu küresel çabanın en somut sonucu ise kuşkusuz uluslararası çevre anlaşmalarıdır.  Uluslararası çevre anlaşmaları, birincil amacı çevrenin ve doğal kaynakların korunması ve geliştirilmesi olan, uluslararası işbirliği yoluyla küresel çevre sorunlarına ortak çözümler üretilmesini mümkün kılan yasal düzenlemelerdir. Bugün küresel çevre sorunları ile mücadelede kullanılan en önemli araç da bu anlaşmalardır. Ancak bu anlaşmaların küresel çevre yönetiminde kendilerinden beklenen yararı sağlaması ve çevre sorunların çözümüne bir katkı oluşturması büyük ölçüde uygulanmalarına bağlıdır. Bununla beraber bu anlaşmalara uyum sağlanması, hem anlaşmalara hem de taraf devletlere özgü bir takım nedenlerden ötürü zordur.

Çalışmada uluslararası çevre anlaşmalarına uyum sağlamayı güçleştiren bu nedenler ele alınmakta ve uluslararası çevre anlaşmalarının uygulanabilir bir nitelik taşıyıp taşımadığı analiz edilmektedir. Çalışmada anlaşmalara uyum sorunun analizi a­macıyla, anlaşmaların oluşturulma sürecini etkileyen faktörlerden anlaşmaların yapısına, içeriğine, hukuki niteliğine ve taraf devletlerin bu anlaşmalara uyum sağlamasını belirleyen şartlara uzanan kapsamlı bir değerlendirme yapılmaktadır. Bu değerlendirme çerçvesinde çeşitli uluslararası çevre anlaşmalarının uyum rejimi ve uyum mekanizmları incelenmiştir. Çalışmada ayrıca, anlaşmalara uyumu güçleştiren sorunlar ve bunların aşılması için gerekli yöntemler konusunda çeşitli öneriler dile getirilmektedir.

"Önsöz'den"

 YENİ ÇIKANLAR... SÖYLEŞİLERLE Makro ve Mikro İKTİSAT

SÖYLEŞİLERLE Makro ve Mikro İKTİSAT - 1. Baskı - Prof. Dr. İlker PARASIZ

.

Dünya ekonomisine yön veren "nerede ise" tüm iktisatçıların ana başlıklar altında derlenip, toparlanmış pek çok konu hakkındaki görüşlerini izleyebileceğiniz bu eser, aslında ülkemizde bir ilk.

.

Pek çok ekolün, bir çok ekonomistin fikirlerini; birbiri ardı sıra okuyup değerlendirme olanağı sunan kitap sadece öğrencilerin ve akademisyenlerin değil, konuya merak duyanların da sağlam bir başvuru kaynağı olacak gibi.

.

Kitabın sayfalarında fikirlerini, görüşlerini ve tezlerini izlediğiniz iktisatçıların, kısa biyografilerini ve bu konuda söyleşileri de bulacaksınız... 

 YENİ ÇIKANLAR... SOSYO-KÜLTÜREL FARKLILIK VE ALAŞIM MEKANLARI Kent ve Kentler

SOSYO-KÜLTÜREL FARKLILIK VE ALAŞIM MEKANLARI Kent ve Kentler - 1. Baskı

Editörler: Neslihan SAM - Rıza SAM

Yazarlar: Prof. Dr. Ahmet Vefik ALP - Prof. Dr. Hasan ERTÜRK - Prof. Dr. Sevinç GÜÇLÜ - Prof. Dr. Gönül İÇLİ - Prof. Dr. Mehmet MEDER - Doç Dr. Sülün Evinç TORLAK - Doç. Dr. Mete YILDIZ - Yrd. Doç. Dr. Mahmut H. AKIN - Yrd. Doç. Dr. Vehbi BAYHAN - Yrd. Doç. Dr. Zuhal GÜLER - Yrd. Doç. Dr. Serkan GÜZEL - Yrd. Doç. Dr. Neslihan SAM - Yrd. Doç. Dr. Rıza SAM - Yrd. Doç. Dr. Pınar SAVAŞ YAVUZÇEHRE - Yrd. Doç. Dr. Savaş Zafer ŞAHİN - Dr. Neşe ÖZTİMUR - Dr. Murat ŞAHİN - Dr. Celalettin YANIK - Dr. Emin YİĞİT - Arş. Gör. Zuhal ÇİÇEK - Şafak BAŞA - Gonca DÖVÜCÜ - Bilsev GÜRSAN - Eylem GÜZEL - Esra YAVUZER

Yalın “mekân” yoktur, sadece farklı türden mekânlar, mekânsal ilişkiler veya mekânsallaşmalar vardır. Bunun nedeni kentsel mekânların, farklılaşan anlam, işlev ve değerleriyle geçmişten farklı olarak kentlilik bilincine, kentsel yaşama, kente özgü sosyal ilişki formlarına ve bireysel kimlik formasyonuna dair yeni çağrışımları bütünsel bir biçimde sunmalarıdır. Denilebilir ki, kentler ve kentsel mekânlar, insanlığın en önemli ürünlerinden birisidir. Ancak bu ürün, kendine özgü toplumsal ilişkileri ve o ilişkileri gerçekleştiren insanları da üreten bir üründür. Bu nedenle belli bir ilişki ağının ürünü ve aynı zamanda üreticisi olan insanlar, bulundukları kentsel mekânlarda bir taraftan belli türden ilişki biçimlerinin görünürlük kazanmasına izin verirken, diğer taraftan da bu ilişki biçimlerinin dışında kalan diğerlerinin varlığını bir ihlal olarak nitelendirmekte ve onları bir gayri meşruluk olarak ilan edebilmektedir. Bu yönüyle kentler ve kentsel mekânların her birinin kendi alt katmanlarına sahip oldukları ileri sürülebilir.
Ancak bu alt katmanlaşmada, kentsel yaşama uyumun rasyonel araçları olarak işlev gören örgütler, kurumlar ve kurumsal yapılaşmalar inşa edilmediği sürece bunların yaşam alanlarında olumlu bir karşılığının olması mümkün değildir. Nitekim bugün, yaşam alanlarının pazarlama amaçlı sürekli metalaştırılması, böyle bir olumsuzluğa işaret etmektedir. Hatta biraz daha ileri giderek, bunun, bireyin ve toplumun yaşayışının temel işleyiş kurallarını adeta tiyatro sahnesinde sergilenen bir oyunun kurgusu haline getirdiği bile söylenebilir. Dolayısıyla hem bireyin hem de toplumun, toplumsal yaşayışa dair değerlerinin her geçen gün birbirinden değişik miktarlarda alınıp satıldığı bir yerde bireysel ve toplumsal yaşayışın sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi tehlikeye girmektedir. Bu bağlamda, bahsi geçen kentlerin ve kentsel mekânların uygarlık katları şeklinde çoğalmaları mümkün olmamaktadır. Bu ise, uygarlık yaratanlara dâhil olmak ya da onların periferideki uzantıları olarak kalmak demektir. Oysa kentlerden bahsetmek başlı başına bir uygarlığa işaret etmektedir.
Hazırlanan bu seçkide de kentlerin ve kentsel mekânların farklı görünümleri, dönüşümleri, sorunları ve yeni arayışları kritize edilmiş, dolayısıyla da okuyucunun bahsi geçen konuya çok yönlü ve çok boyutlu yönlerden bakabilmesi hedeflenmiştir.

 YENİ BASKI... Toplam Kalite Yönetimi Bakış Açısıyla İSTATİSTİKSEL KALİTE KONTROL

Toplam Kalite Yönetimi Bakış Açısıyla İSTATİSTİKSEL KALİTE KONTROL - 2. Baskı - Prof. Dr. Erkan IŞIĞIÇOK

.

Yazar kitabında öncelikle toplam kalite yönetiminin teorik çerçevesini anlatmış, daha sonra toplam kalite yönetiminde problem çözme ve kalite geliştirme tekniklerini kavramsal düzeyde ve basit örneklerle irdelemiş. Toplam kalite yönetiminde gerekli olan ve kalite kontrolde kullanılan olasılık dağılımları, örnekleme teorisi ve kontrol grafiklerinde kullanılan bazı örneklem istatistiklerini de ele almış.

Kitapta ayrıca, istatistiksel proses kontrolünün teorik çerçevesi, Shewhart kontrol grafikleri ve bu kontrol grafiklerine alternatif olarak kullanılan CUSUM, MA ve EWMA kontrol grafikleri, proses ve makine yeterlilik çözümlemesi, kalite kontrole ilişkin ileri istatistiksel çözümlemeler ve bilgisayar uygulamaları da yer almaktadır. Bilgisayar uygulamalarında EXCEL ve MINITAB programlarının olması da kullanıcılara sunulan alternatifler.

Sade bir dil ile anlatılan ve hiç istatistik eğitimi almayanların da kalite kontrolde kullanılan istatistiksel teknikleri korkmadan ve severek öğrenebileceği bu kitap alanında örnek sayılabilecek bir çalışma.

Kitabın ilk baskısının tükenmesi üzerine; gözden geçirilip, genişletilen ikinci baskısı yapıldı.

 YENİ BASKI... MİKRO EKONOMİ

MİKRO EKONOMİ - 10. Baskı - Prof. Dr. İlker PARASIZ

.

Üç yılda son iki baskısı tükenen kitap, gözden geçirilerek, genişletildi ve 10. baskısı yayına alındı.

2000’li yıllarda ülkemizdeki yerleşik öğretide mikro ekonomi konuları, büyük ölçüde 19. ve 20.yy’ın ilk yarısındaki gelişmeleri içermektedir. Bu nedenle mikro ekonominin kapsamında önemli değişikliklere neden olan, rekabetçi stratejiler, belirsizlikler ve risk; eksik enformasyon, piyasa başarısızlıkları, piyasa gücünün fiyatlama stratejilerine etkisi, yapı-yönetim-performans gibi birçok yeni konu kitapta işlenmektedir.

Bu haliyle kitap konu yönünden oldukça yüklü gibi gözükmekte ancak öğrencilerin, uygulamacıların ve okuyucuların yaşadıkları ekonomik ortamı daha iyi algılamalarına ve analiz etmelerine yardımcı olmakta benzer konuları içeren işletme kitaplarındaki teorik eksiklikleri de gidermektedir.

 YENİ ÇIKANLAR... BLUCİNLİLER

BLUCİNLİLER - Dato TURAŞVİLİ - Roman

 .

1983 yılında bir grup Gürcü genç, uçak kaçırma ve bu yolla Türkiye üzerinden Amerika’ya gitme girişiminde bulundu. Ancak eylem başarısızlıkla sonuçlandı. Uçağa düzenlenen bir operasyonla her şey sona erdiğinde, uçuş ekibinden, yolculardan ve eylemcilerden bazıları öldürülmüştü. Hayatta kalan eylemciler kendilerini acımasız bir yargılama sürecinin içinde buldular. Terör suçuyla yargılanan gençler ve eyleme katılmamış bir arkadaşları kurşuna dizildi.

Türkiye’de bir kuşağın yaşadığı travmanın hesabının henüz sorgulanamadığı 1980’lerde Sovyet Gürcistan’ında bir grup gencin kalkıştığı eylemin sonuçları komşu ülkede bugün de trajedi olarak anılmakta, o gençlerin sıradan terör suçlusu mu yoksa kahraman mı oldukları hâlâ tartışılmaktadır.  

Dato Turaşvili, Blucinliler adlı romanında, iki kutuplu dünyanın çatırdamaya başladığı yıllarda yaşanmış bu trajediyi anlatıyor, isyanını Sovyetler Birliği’nde yasaklanmış olan blucini giyerek ifade eden Gürcü gençliğinin sisteme itirazlarını ele alıyor.

Dato Turaşvili, 10 Mayıs 1966’da Tiflis’te doğdu. İlk romanı 1988’de yayımlandı. Cinsebis Taoba (Blucinliler) adlı romanı 2001’de basıldı. Roman Gürcistan’da uzun süre en çok satan kitap oldu. Blucinliler, Türkçe dışında beş dile daha çevrildi. Romanın yanı sıra, tiyatro oyunları ve film senaryoları kaleme alan Turaşvili’nin bugüne değin on dört kitabı yayımlandı.

 YENİ BASKI... MATEMATİKSEL İSTATİSTİK

MATEMATİKSEL İSTATİSTİK - 4. Baskı - Prof. Dr. M. Mustafa AYTAÇ

İlk baskısını 1994 yılında yapan Matematiksel İstatistik yeni dördüncü baskısıyla yayında.

Son yıllarda bilim ve teknoloji alanında büyük gelişmelerin sağlanması İstatistiksel Analiz Tekniklerinin gelişmesini hızlandırmıştır. İstatistik bilim dalında uygulanan eğitim programları çok değişmiş ve konular daha kapsamlı olmuştur.

Uzun yıllara dayanan bir çalışmanın ürünü olan kitabın amacı tam da bu noktada konuları elden geldiğince ayrıntılı olarak ve uygulamada bol örnek kullanarak açıklamaktır.

Kitap sekiz bölümden oluşmakta, Olasılık, Rassal Değişkenler, Beklenen Değer-Varyans-Momentler, Kesikli Dağılımlar, Sürekli Dağılımlar, Dağılımlar Arasındaki İlişkiler, İstatistiksel Tahminleme ve Karar Alma Teorisi, Varyans Analizi ayrıntılı bir şekilde incelenmektedir.

Gözden geçirilip, genişletilen yeni baskıda da çok sayıda örnek, çözümlü porblem ve soru bulunmaktadır.

 YENİ BASKI... MİKRO İKTİSAT

MİKRO İKTİSAT - 5. BASKI - Prof. Dr. Hüseyin ŞAHiN

Konusunun önde gelen eserlerinden olan kitap beşinci baskısını yaptı.

Gözden geçirilmiş beşinci baskı beş ana kısım altında yirmi bölümden oluşmaktadır.

Sırasıyla;

Tüketim ve Talep,

Üretim ve Maliyet,

Piyasa ve Firma Teorileri,

Faktör Fiyatlandırması ve Faktör Payları,

Genel Denge ve Refah

konuları ana başlıklar altında incelenmektedir.

 

 YENİ BASKI... KÜRESELLEŞEN DÜNYADA DEĞİŞİMİN FARKLI YÜZLERİ
KÜRESELLEŞEN DÜNYADA DEĞİŞİMİN FARKLI YÜZLERİ - Disiplinler Arası Bir Yaklaşım

Editörler: Dr. Neslihan SAM - Yrd. Doç. Dr. Rıza SAM

Yazarlar: Prof. Dr. Serpil AYTAÇ - Prof. Dr. Nazan BİLGEL - Prof. Dr. Hasan ERTÜRK - Prof. Dr. Gönül İÇLİ - Prof. Dr. Vahap KATKAT - Doç. Dr. Ertuğrul AKSOY - Doç. Dr. Nuran BAYRAM - Yrd. Doç. Dr. Vehbi BAYHAN - Yrd. Doç. Dr. Mert GÖKIRMAK - Yrd. Doç. Dr. Barış ÖZDAL - Yrd. Doç. Dr. Rıza SAM - Dr. Esra GÜLER - Dr. Gökhan ÖZSOY - Dr. Neslihan SAM - Arş. Gör. Gürsu GÖKSAKAL - Arş. Gör. Murat ŞAHİN

Bilindiği üzere, bugün içinde yaşanılan dünyada bütün toplumlar, topluluklar veya ülkeler birbirinden farklı düzeylerde ve birbirinden farklı konjonktürel dalgalanmaların etkisiyle küreselleşmenin rüzgârına istese de istemese de yakalanmış durumdadır. Bu sürecin dışında kalmak ya da ondan bir şekilde uzak durmak neredeyse imkânsız gibidir. Ancak bu küreselleşme rüzgârının etkilerine bazı toplumlar, topluluklar veya ülkeler, gerek norm gerekse değer yönleri ile belli bir tepkiyi ve direnci göstererek tıpkı bir bayrak gibi göklere yükselip, süzülüşüyle de herkesi büyülerken, bazıları da bu süreçte rüzgâr kendilerini nereye sürüklerse bir sürüklenmişlik duygusuyla oraya sürüklenmişlerdir.

Bu nedenle küreselleşme süreci bazıları için, çok yönlü ve çok boyutlu bir çeşitlilik içerisinde fırsat ve avantajların elde edildiği, bazıları için de yoksunluk ve yoksullukların bir dezavantaj olarak yaşandığı süreçtir, denilebilir. Çünkü Berger ve Huntington’un ortak çalışmalarının başlığında değinildiği gibi, “bir kürede binbir küreselleşme” yaşanılmaktadır. Kısaca, küreselleşme sürecinin yüzünü bizlere yekpare bir biçimde göstermediği söylenebilir. Bu bakımdan onun çok yüzlülüğünün ortaya konulabilmesi ve neden olduğu etkilerinin sağlıklı bir çözümlemesinin yapılabilmesi, bir yerde, multidisipliner bir çalışmanın ortaya konulmasını gerekli kılmaktadır.

Bu amaçla, çalışmaya başlanacağı sıralarda durduğumuz noktanın aynı zamanda olayları değerlendirme tarzımızı belirlediği düşüncesi dikkate alınmış, dolayısıyla kısır döngüden ve tek boyutlu değerlendirmelerden kaçınmak ve bütünün fotoğrafını ayrıntılı olarak görmek ve gösterebilmek için ele alınan konuya tek bir açı yerine farklı açılardan bakılmasının daha uygun olacağı düşünülmüştür. Bu bakımdan anılan sürecin birbirinden farklı disiplinler içinde yer alan bilim insanları tarafından değerlendirilmesine, “hakikatin kendisine farklı patikalardan ulaşılmasını sağlayabilecek bir girişim veya farklı pencerelerden bakılmasına” vesile olabilecek uygun bir zemin olarak bakılabilir. Kısaca, her açıklama ele alındığı düzeyde gerçeğin kendisi değil, ama onun belli bir düzeydeki görünümüdür, denilebilir.

"Arka Kapak'tan"

Aynı yılda ikinci baskı ile okurla buluşuyor.

 YENİ BASKI... VARLIK FELSEFESİ

VARLIK FELSEFESİ - 2. BASKI - ESENYEL ZAFER ÇÜÇEN

Son yıllarda felsefe çalışmalarının çoğalmasına karşın henüz “Varlık” sorununu tek başına ele alan bir eser yayınlanmamıştır. Bu ortak çalışma ile felsefenin en temel sorunu ve konusu olan “Varlık” alanına bir giriş yapmayı denedik.

Niçin felsefeciler için “Varlık” sorusu bu kadar önemlidir? Çünkü “Varlık” var olmadan hiçbir şey olamaz veya düşünülemez ya da bilinemez. “Varlık nedir?” sorusu ile başlayan felsefi sorgulama, Antik Yunan’dan beri hep merkezde kalmasının yanı sıra en temelde olanı arama çabası olarak da filozofları meşgul etmiştir. “Gerçekten varolan bir Varlık var mıdır?” yoksa “Varlık diye bir şey yok mudur?” sorularıyla uğraşan düşünürler, “Varlık”ı açığa çıkartma yolunda çok çaba harcamışlardır. Acaba günümüzde “Varlık” açığa çıktı mı ya da var olabildi mi? İşte bu çalışma “Varlık” üzerine yapılan felsefe serüvenini ortaya koyma ve okuyucuyla buluşturma amacıyla hazırlanmıştır.

İlk bölüm, “Felsefe Nedir?” sorusuyla felsefeye giriş niteliği taşımaktadır. Çünkü “Varlık” sorusu ancak “felsefi düşünüşün” konusu oldukça yanıtlanabilir bir sorgulamadır.

İkinci bölüm, “Varlık” sorusunu sistematik bir yaklaşımla ele alan ve farklı sınıflama, tanımlama ve problemlerle soruna yaklaşan kısımdır.

Üçüncü ve peşinden gelen bölümler, İlk Çağ doğa filozoflarından günümüze kadar filozofların “Varlık” görüşlerini ele alan tarihsel bölümdür.

Okuyucuya katkı amacıyla okuma parçaları eklenerek filozofların “Varlık” anlayışları orijinal metinlerle örneklenmiştir.

"Arka Kapak'tan"

İki yılda tükenen ilk baskısının ardından, gözden geçirilip genişletilmiş olan kitap yeniden basıldı.

 YENİ BASKI... SİYASİ DEĞER VE SİYASİ ETİK

SİYASİ DEĞER VE SİYASİ ETİK - Kuramsal ve Uygulamalı Bir Perspektif

Günümüzde konjonktürel dalgalanmalara bağlı olarak adeta on-line hızında değişmeler yaşanmaktadır. Böyle bir hıza adapte olabilmek, bir anlamda Bill Gates’in ünlü kitabının başlığında be­lirtildiği gibi “dijital sinir sistemiyle düşünce çağında çalışmak” sayesinde olanaklıdır. Bu anlamda meydana gelen bir değişimi, her ülkenin farklı katmanlarında yer alan insanları şoklar halinde karşılayabildiği kadar, bu farklı katmanların sempatisini, beğenisini almak ve oylarını kazanıp iktidar olmak isteyen siyasi partiler de karşılamıştır. Denilebilir ki, toplumda meydana gelen değişmeler, ciddi anlamda genelde değerlerin özelde de siyasi değerlerin alt-üst olmasına neden olmuştur. Toplumda alçalan ve yükselen değerlerin birbirinin yerine geçmesi, bir anlamda kendini ifade etmede zorlananların sayılarının artışına bağlı olarak değer karmaşası ve değer bunalımının fark edilir nitelikteki etkilerini ortaya çıkarmıştır. Çünkü daha önceleri bilinen değerler, insanların davranışlarını, tutumlarını ve eylemlerini biçimlendirip yön verirken dolayısıyla da siyasi spektrumdaki ihtimal dâhilinde olabilecek siyasi tercihlerini etkilerken, yeni ve bilinemez durumlar karşısında duyulan kaygı ve korkunun geleceğe yönelik endişeleri beslemesiyle birlikte yapılabilir nitelikte olan her ne varsa artık yapılamaz duruma gelmiştir.

Böyle bir durum karşısında tüm siyasi partiler ve teşkilatlarının ciddi bir yönetim zaafı, temsiliyet ve meşruiyet krizi yaşayabileceği rahatlıkla ileri sürülebilir. Bu sıkıntılı durumu yaşamak istemeyenler, siyasetin içinde bulunduğu açmazlara yüksek düzeyde alternatif oluşturabilecek diplomatik nitelikte ve ilkeli bir biçimde siyasi değer ve siyasi etik arayışına yönelerek çözüm üretmek ve önermek durumundadırlar. Kısaca, üretilen ve önerilenler, siyasete katma değer katabilecek ve açılım sağlayıcı nitelikte olmalıdır. Bu niteliklere haiz olmayan siyasi partiler adı her ne olursa olsun iktidara gelseler bile meşruiyet sorununu yaşamaktan kendilerini kurtaramayacaklar ve yönetimleri de bu bakımdan tartışmalı olacaktır. Bu bağlamda yapılan çalışmada da Türkiye’nin siyasi arenasında yaşanan siyasi açmazlara çözüm olabilecek ve siyasete alternatif olarak farklı bir bakış ve açılım getirebilecek siyasi partilerin, parti teşkilatlarında hizmet edenler ve belli bir siyasi mensubiyeti bulunanlar üzerinden siyasi değerleri ve siyasi etik ilkeleri sorgulama konusu yapılmıştır.

Çalışmada ele alınan temel problem, siyasi partilerin birbirinden farklı görev birimleri ve görev yerlerinde siyasi değer ve etik ilkeleriyle ilgili ilişkisel nitelikte benzer ve farklı standartların olup-olmadığıdır. Bununla birlikte, siyasi değer ve etik ilke farklılıklarını yaratan demografik ve sosyo-kültürel değişkenlerin neler olduğudur. Çalışmada bir bütün olarak bu ve benzeri nitelikte soruların yanıtları aranmaya çalışılmaktadır. Bütün bun­lara daha ayrıntılı olarak uygulamalı bölümde temas edilmektedir.

"Önsöz'den"

Kısa sürede tükenen kitabın ikinci baskısı yapıldı.

 YENİ BASKI... TÜRKİYE EKONOMİSİ

TÜRKİYE EKONOMİSİ - 11. BASKI - Prof. Dr. Hüseyin ŞAHİN

Türkiye Ekonomisi kitabının onuncu baskısı iki yıl içinde tükendi ve yeni baskı yapmak gerekti. Kitabın ilk baskısından bugüne yirmi yıl geçti. İlk baskı ile on birinci baskı yan yana konulsa Türkiye ekonomisinde yirmi yılda nelerin ne kadar değiştiği görülebilir, sanıyorum.

Her yeni baskıda kitabı çok dikkatli bir şekilde gözden geçirdim. Her seferinde dönemin ve günün gerçeklerinden hareketle kitaba eklemeler, çıkarmalar yaptım. Doğal olarak eski baskıları tümüyle geçersiz kılmamaya özen gösterdim.

Kitabın yeni baskısı Dünya’da ve Türkiye’de küresel finansal krizin tümüyle atlatılamadığı, krizin geri dönüşü veya yeni bir krizin geldiği tartışmalarının yoğunlaştığı ortamda hazırlandı. Bu kitapta yakın geçmişte ve içinde bulunulan dönemde elde bulunan veriler kullanılarak olaylar, gelişmeler yorumlanmış, analiz edilmiştir. Gelecek konusunda bir dizi öncü göstergelerden faydalanılarak öngörülerde bulunulabilir. Fakat yakın geçmişte yaşanılanlar, kahinlik konusunda usta oldukları kabul edilenlerin bile yanıldıklarını göstermektedir. Bu nedenle gelecekle ilgili öngörüler konusunda çekingen davranmayı tercih ettim.

Kitabın yeni baskısında ilk beş bölümde küçük bazı ekleme ve çıkarmalar yapıldı. Altıncı bölümden itibaren tüm bölümler dikkatli biçimde gözden geçirilerek yenilenmiştir. Tablolarda tamamı gözden geçirildi; nispeten uzaklarda kalmış yıllara ait veriler çıkarıldı, 2008-2010 dönemine ait bulgular eklendi. Kitapta kaçınılmaz olarak fazla miktarda sayısal veriler kullanılmaktadır. Amaç Türkiye ekonomisinin yakın geçmişine ait verileri kullanarak değerlendirme yapmak ve sonuç çıkarmaktır. Bu nedenle veriler oran olarak, dönem ortalamalar olarak kullanılmış ve türdeşleştirilerek konu ile ilgili genel eğilim ortaya konulmak istenmiştir.

Türkiye ekonomisi konusunda eksiksiz bir kitap yazmanın kolay olmadığını itiraf edeyim. Kitabın yeni baskısının öğrencilerimin ve okuyacak olanların beklentilerini kısmen olsun karşılayacağını ümit ediyorum.

"Önsöz'den"

 YENİ BASKI... MODERN MAKRO EKONOMİNİN TEMELLERİ

MODERN MAKRO EKONOMİNİN TEMELLERİ - 3. Baskı - Prof. Dr. İlker PARASIZ

1980’li yılların ortalarında makro ekonomi alanındaki çok yönlü temel gelişmeleri okuyucularıma ve öğrencilerime aktarmak için Makro Ekonomi Teori ve Politika adlı kitabımızı yazdık. Zaman içinde yaptığımız ilavelerle kitabımızın içeriği orta düzeye yükseldi. Bu arada makro ekonomideki yeni gelişmelerin giriş düzeyinde yeniden kaleme alınması yönünde bazı meslektaşlarımdan ve okuyucularımdan öneriler geldi. Böylece Modern Makro Ekonominin Temelleri adlı çalışmamızı kaleme aldık.

Modern Makro Ekonominin Temelleri adlı kitabımızı kaleme almamızın bir diğer nedeni, makro ekonomik analizlerde özellikle Yeni Klasik Rasyonel Bekleyişler teorisinin yükselişinin ekonominin arz yanını yeniden ön plana çı-karmasıdır. Ekonominin arz yanıyla talep yanı arasındaki ilişkilerin geleneksel makro ekonomik aletlerle (45°’lik doğru, ISLM eğrileri) ortaya konulması bir hayli zordur. Bu arada beklentiler eklentili Lucas eğrisi ön plana çıktı. Böylece giriş düzeyinde makro ekonomik analizlerde analiz yöntemi olarak toplam talep (AD), kısa dönem toplam arz (SAS) ve özellikle de uzun dönem toplam arz (LAS) eğrilerinin kullanımı yaygınlaştı. Biz de aynı yöntemi izleyerek kitabı-mızda analizlerin büyük bir kısmında bu eğrileri kullandık.

Öte yandan makro ekonomik teoride 1930’lu yıllarda devrim yapan Keynes’ten beri çok önemli gelişmeler oldu. Böylece makro ekonomi öğrenilmesi giderek zorlaşan ve karmaşık hale gelen bir çalışma alanı haline geldi. Bununla birlikte yeni geliştirilen analiz yöntemleriyle makro ekonomik öğretiye bir dizi kolaylıklar getirilmiştir. Kitabımızda bu analiz ve yöntemlerden büyük ölçüde yararlanılmıştır.

1950’li ve 1960’lı yıllarda istikrar politikalarına bir kontrol teorisi olarak bakılıyordu. Oysa 1970’lerin ortalarında özellikle para politikası alanında konu-ya bir oyun teorisi sorunu olarak bakılmaya başlandı. Politika yapıcılar oyun teorisi çerçevesinde yapılan çalışmalardan kredibilite tesis etmenin hükümet ve merkez bankasının itibarının artmasının ve merkez bankası bağımsızlığının önemini kavradılar.

Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş 3. Baskı 23 bölümden oluşmaktadır. Kitabımızda makro ekonomik yaklaşımlar Klasik ve Keynesgil dünyadan başlayarak, aşama aşama incelenmektedir. Ayrıca 19. ve 20. bölümlerde önceki kısımlarda incelenen konulara toplu olarak değinilmektedir.

"Önsöz'den"

 YENİ ÇIKANLAR... KARA TALİH, BEYAZ PERDE...

kara talih, beyaz perde... 1. Baskı - Kamil ORHAN

Sinema denince akla ilk gelen renkli dünyalar ve baş döndürücü hayatlarıyla yıldızlar oluyor. Ancak bu ilk göze çarpan “perde”nin arkasında, önemli bir iletişim aracının yattığı da gerçek. Sinema ve filmler aracılığıyla istenen mesaj daha kolay veriliyor. Bu nedenledir ki, görece genç, asırlık bir sanat olan sinema, politikayla iç içe yaşamıştır. Siyasi yelpazenin her yönündeki kuramcılar veya uygulayıcılar tarafından oldukça sık mesaj iletme aracı olarak kullanılmıştır.

Sinemanın sunduğu, zengin görsel uyaranlarla biliş düzenleme imkanı büyük avantajdır. Görsel uyaranların algılanması, özellikle de filmlerdeki mesajların belleğe kaydedilmesi hızlıdır. Görsel bilgi üzerinde yapılan işlemlerin daha kalıcı olabileceği düşünülmektedir. Hatta bazı durumlarda, görsel yolla iletilen bilgiler, sorgusuz, koşulsuz, doğrudan geçerli olarak kaydedilmektedir.

Günümüzde propaganda filmlerine (ya da filmlerin içindeki propaganda içeriklerine) büyük zaman ve finansal bütçe ayrılmasının sebebi budur. Sinema da bilinçli ya da istemdışı bu görsel propagandaların en etkili araçlarından birisidir.

Sanatçı ve bilimciler kültürel besinlerini aldıkları toplumları en iyi gözlemleyen kişilerdir. Özellikle edebiyat ve sinema sanatçıları, en azından birçoğu, içinde bulundukları dönemin adeta kaydını tutarlar. Önplanda anlattıkları hikâyelerin içine oturduğu bağlamda daha büyük bir resimler göze çarpar. Böylesi eserlerde bazen öznel bazen nesnel (mümkün olduğunca) yaşanan dönem ve topluma ilişkin tespitler yansıtılmaktadır. Eserlerinde düşünsel arkaplan ve bu arkaplanı besleyen ideoloji, değer, tutum, politika vb. açıkça veya zimni olarak yer bulmaktadır.

Bu kitabın ana fikri yukarıdaki temel düşüncelere dayanmaktadır. Görsel malzeme olarak film, bazı durumlarda iyi bir doküman; akılda kalıcı, öğretici bir materyalidir. Elinizdeki kitap, etraflı bir endüstri ilişkileri, sosyal politika veya çalışma ilişkileri tarihi kitabı olmak gibi kendini aşan iddialar taşımamaktadır. Halihazırda ilgili alanların değerli uzmanlarınca, elinizdeki kitabın çok ötesinde hacimlerde, bu zor görevin hakkını teslim eden eserler meydana getirilmiştir. Bu kitabın iddiası oldukça mütevazıdır. Anılan alanlarda kafa yormaya çalışan bir akademisyenin, salt öğrencilerin değil, ülkesindeki tüm düşünen “genç” beyinlerin dikkatlerini çekme çabasının bir ürünüdür. Daha ayrıntılı bilgi kaynaklarına gidilmesi için merak uyandırmak ve temel oluşturmak rolünü benimsemiştir. 

"Önsöz'den"

 YENİ ÇIKANLAR... MERKEZ BANKACILIĞI VE PARA POLİTİKASI

MERKEZ BANKACILIĞI ve PARA POLİTİKASI - 1. Baskı - Prof. Dr. İlker PARASIZ

1990’lı yılların başlarından beri dünyada yaklaşık 24 Merkez Bankası enflasyon hedeflemesi çerçevesinde para politikası uygulamasını benimsemiştir. Bu bağlamda bir makro ekonomik uzlaşıdan söz edilmektedir.

Aynı dönemde izlenecek para politikasında göz önüne alınacak büyüklükler için John Taylor, kendi adıyla ünlenen kuralı geliştirilmiştir. Yine aynı dönemde fiyat düzeyinin Maliye Teorisi, Hoş Olmayan Monetarist Aritmetik yaklaşımına karşı geliştirilmiştir. David ROMER, LM eğrisiz makro ekonomik yaklaşımını ortaya atmıştır.

Böylece merkez bankalarının izlemekte oldukları para politikaları para arzının içselleşmesi sonucu adeta parasız para politikasına dönüşmüştür. Böyle bir ortamda para politikalarının en önemli aracı beklentilerin yönetimi ve merkez bankalarının şeffaflaşması olmuştur. Böylece para politikası uygulamalarında bir devrim yaşanmaktadır.

Merkez bankası ve para politikası ilişkilerinin son 20-25 yıldır bu denli hızlı bir şekilde gelişmesi ve T.C. Merkez Bankası’nda edindiğim bilgiler ve tecrübe okuyuculara para politikasının büründüğü bu yeni biçimi aktarma görevini üstlenmeye teşvik etti.

Bunda ne derece başarılı olduğum okuyucuların takdiridir.

"Önsöz'den"

 YENİ ÇIKANLAR... 1929 DÜNYA BÜYÜK EKONOMİK KRİZİ

1929 DÜNYA BÜYÜK EKONOMİK KRİZİ  Dünyada ve Ülkemizdeki Etkileri 
1. Baskı - Prof. Dr. İlker PARASIZ

1929 Büyük Krizi “Wall Street Crash”ı ile patlak verdi. Yale ekonomistlerinden Irving Fisher’e göre Ekim 1929’da hisse senedi fiyatları en yüksek düzeyine ulaşmıştı.

23 Ekim’de 6 milyon hisse el değiştirdi. Hisselerin değeri 4 milyar dolardı.

Kara Perşembe olarak adlandırılan 24 Ekim’de Wall Streel Crash’ı başladı. O gün New York Borsası % 12 değer yitirdi. 12 milyon hisse senedi satıldı.

Kara Salı olarak adlandırılan 29 Ekim’de de bir günde 16.410.000 hisse el değiştirdi.

Bu şekilde başlayan Büyük Kriz bütün dünyayı derinden sarstı. Ülkemiz de bu krizden etkilendi. Bununla birlikte krizin ülkemizdeki sanayileşme sürecinin başlatılmasına katkısının olduğunu da söyleyebiliriz.

1929 Krizi ekonomik düşüne alanında büyük bir devrimin gerçekleşmesine katkı yaptı. J.M. Keynes adı iktisat kitaplarının baş köşesine yerleşti.

1929 Büyük Krizinden sonra yaşanan en büyük kriz 2007 Ağustosunda başladı. Lehman Brothers’in Eylül 2008 ortalarında iflasıyla kriz derinleşti. 7 Kasım 1930’da ABD’de Caldwell’in batışı üzerine St. Louis Fed ile Atlanta Fed’in izledikleri birbirine zıt para politikalarının sonuçları günümüz için bir ders niteliğindedir.

Dünya’da 1929 Büyük Krizi üzerine birçok kitap, makale yazıldı. Ülkemizde bu konuda çok fazla yayın olmaması bizi böyle bir çalışma yapmaya güdülendirdi.

"Önsöz'den"

 YENİ ÇIKANLAR... KEYNESYEN VE KEYNES SONRASI MAKRO EKONOMİ

Keynesyen ve Keynes Sonrası MAKRO EKONOMİ - 1. Baskı - Prof. Dr. İlker PARASIZ

1980’li yılların sonlarına doğru dünyada likiditenin hızla artması, 1989’dan itibaren Y. Zelanda’dan başlamak üzere dünyadaki belli başlı Merkez Bankalarının enflasyon hedeflemesi rejimine geçmeleri LM eğrisiz Makro ekonomi, Fiyat Düzeyinin Maliye Teorisi, Taylor Kuralı içerikli merkez bankalarının politika faiz oranlarının temel para politikası aracı olması, beklentilerin yönetimi makro ekonomide yeni uzlaşı mı? sorusunun sorulmasına neden oldu. Böylece Yeni Keynesgil yaklaşımın makro ekonomiye damgasını vurduğunu görüyoruz.

Yeni Keynesgillerin bu yükselişi karşısında Monetaristlerin boş durmadığını ve Yeni Monetarism adı altında isimlerini duyurmaya çalıştıklarına tanık oluyoruz. Nitekim 2006 Aralık ayında oluşturulan Yeni Monetarist likidite piramidi adeta Ağustos 2007’de patlak veren Küresel Krizin habercisi olmuştur.

Küresel krizin makroekonomik sonuçlarıyla ilgili kişisel görüşlerimize kitabımızda yer verdik. 2000’li yıllar ülkemizde yeni bir strateji çerçevesinde (enflasyon hedeflemesi) 1970’li yıllardan beri süregelen yüksek enflasyonla mücadele yılları olmuştur. Makro ekonomideki gelişmeleri çeşitli düşünce okulları kendi açılarından yorumlanmaktadır. Bu nedenle geleneksel Klasik-Keynesgil tartışmasının ötesine geçilmesi gerekmektedir.

Oluşan yeni ekonomik koşulların ve çeşitli makro ekonomik düşünce okullarının değişik yaklaşımlarının ve T.C. Merkez Bankası çatısı altında edindiğim bilgilerin kitabımın içeriğinin belirlenmesine çok büyük katkısı oldu.

"Önsöz'den"

 YENİ ÇIKANLAR... TÜRKİYE'DE VE DÜNYA'DA BANKACILIK

Türkiye'de ve Dünya'da BANKACILIK - 1. Baskı - Prof. Dr. İlker PARASIZ

Bankalar mevduat toplayıp kredi veren kuruluşlardır. Diğer bir deyişle bankalar tasarruf sahibi olanlarla fon ihtiyacı olanları buluştururlar. Ayrıca bankalar milyonlarca kişilerin küçük tasarruflarını bir havuzda toplayıp sayıları binlerle ölçülen girişimcilere aktarırlar. Bu sırada bankalar tasarruf sahiplerinin yatırdıkları kısa vadeli fonları kısa, orta ve uzun vadeli olarak ekonomiye aktarırlar.

Bankalar bünyelerinde çalıştırdıkları nitelikli elemanlar vasıtasıyla müşterilerine danışmanlık yaparlar. Böylece mikro ekonomik ve makro ekonomik düzeyde ekonominin riskini azaltırlar. Ancak karlılık mı likidite mi tercih edilmelidir sorusu bankaların bazen aşırı kar güdüsüne kapılmalarına neden olmaktadır. Nitekim finansal yenilikler, finansal türevler peşinde koşan finans kurumları ve bankalar bazen krizlerin de tetikleyicisi olmaktadır. Bunun sonucu olarak Basel III düzenleme teklifleri gündemdedir. Bu bağlamda dünya bankacılık sistemi amaç olarak banka kârlılığını değil sıhhatli bankacılık sistemini amaçlamış görünmektedir. Bankaların büyük ölçüde daha fazla hisse senediyle fonlanması düzenlemelerde efektif bir reformun anahtar unsuru olarak görülmektedir.

Kitap elementer düzeyde bankacılık dersleri için hazırlanmıştır.

"Önsöz'den"

 YENİ BASKI... GÜZEL YAZI TEKNİKLERİ VE ÖĞRETİMİ

GÜZEL YAZI TEKNİKLERİ VE ÖĞRETİMİ - 2. Baskı - Tülin ÇİÇEK

Yaşantımızdaki önemli iletişim araçlarından biri de yazıdır. Duygu ve düşüncelerimizi, beklentilerimizi, isteklerimizi ve anlatmak istediklerimizi en etkin biçimde kullandığımız bir anlatım aracı olan yazının doğru, okunaklı ve güzel oluşu okuyanda olumlu etkiler bırakır.

Güzel yazma becerisi, öğrencileri dikkatli, özenli, sabırlı olmaya, yaratıcı ve estetik düşünmeye yöneltir. Dekoratif yazı türleri de okuyanın duygularını etkilediği için anlatımı daha güçlü ve akılda kalıcı kılar.

Eğitim Fakültelerinin İlköğretim (Sınıf Öğretmenliği) Bölümlerinde okutulmakta olan “Güzel Yazı Teknikleri ve Öğretimi” dersinin Milli Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurumunun ilgili ders tanımları gözönünde bulundurularak öğretmenlere, öğretmen adaylarına ve öğrencilere yönelik kaynak kitap olarak, güzel yazının kuralları uygun, doğru, güzel okunaklı, temiz ve seri yazma becerileri, temel bilgiler ve uygulama örnekleri amaçlanarak tasarlanmıştır.

Kitapta işlenen konulara uygun olarak pek çok örneğe yer verilmiştir.

"Arka Kapak'tan"

 YENİ BASKI... GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİ UYGULAMALARI

Geçmişten Günümüze ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİ UYGULAMALARI - 2. Baskı - Hülya KARTAL

“Bir okul açmak, bir hapishaneyi kapatmaktır.” diyor Victor Hugo. Eğitim hakkı çocuğun en temel haklarından biridir ve her çocuğun potansiyelini en üst noktaya kadar geliştirmeye hakkı vardır. Bu temel hakkın korunması, tüm çocukların erken çocukluk eğitimi programlarından yararlanabilmesiyle yakından ilgilidir. Yapılan araştırmalar; sosyal ve ekonomik yönden olumsuz koşullarda yetişen çocukların bilişsel, sosyal, duygusal ve bedensel yönlerden gelişimlerinin eksik kalabildiğini, bundan dolayı okul başarılarının ve özellikle okula devam etme oranlarının düşük olabildiğini göstermektedir. Ancak, yine araştırmalar gösteriyor ki; çocuğun yakın çevresinin çocuk eğitimi ve gelişimi hakkında eğitilmesi bu olumsuz koşulları ortadan kaldırabilmektedir. Çocukların ilk öğretmenleri olan ebeveynlerin onun gelişiminde olduğu gibi eğitiminde de önemli bir rolü vardır. Bu nedenle de aileler çocuğun gelişim özelliklerini ve ihtiyaçlarını bildiği taktirde çocuğun bu dönemden en üst düzeyde yararlanmasını sağlayabilir. Bir ülkenin kalkınmışlık düzeyi, o ülkenin eğitime verdiği önemle anlaşılmaktadır. Günümüzde erken çocukluk eğitimi hizmetlerinin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması da toplumsal kalkınma hedeflerinden biridir Erken yaşlarda gelişmeyi önleyen elverişsiz ortamlar, toplumsal eşitsizlikleri güçlendirmektedir. Erken çocukluk eğitimi programlarıyla ise, sosyoekonomik ve cinsiyete bağlı eşitsizlikleri gidermek, çocukları yaşatmak ve gelişim için gerekli olan en iyi koşulları sağlamak mümkün olabilir.

Bu çalışmayla erken çocukluk eğitimi alanında görev yapan eğitimcilere ve öğrenim gören öğretmen adaylarına mesleki gelişimlerine yararlı olacağı düşüncesiyle geçmişten günümüze erken çocukluk eğitimi uygulamalarının bir arada ele alınması amaçlanmıştır.

"Önsöz'den"

 
 
EZGİ KİTABEVİ YAYINLARI
Altıparmak Cd. Burç Pasajı No:35-36 BURSA Tel : (224) 220 96 97 Faks: (224) 223 24 70